6 Mart 2018 Salı
MERSİNDEKİ YALILAR
20 Ocak 2015 Salı
TÜRKİ CUMHURİYETLER İLGİLİ ÖNGÖRÜSÜ
PAKTLAR
7 Temmuz 2014 Pazartesi
ETNOĞRAFYA MÜZESİ KARARNAMESİ
AYDA TÜRKLER
14 Haziran 2014 Cumartesi
OKUDUĞU KİTAPLAR
14 Mayıs 2013 Salı
CHANEL'E ÜNİFORMA SİPARİŞİ
27 Kasım 2010 Cumartesi
UÇAK DENEMESİ
Yıl 1910. Fransızlar yeni buluşları olan uçağı tanıtmak için tüm uluslardan
katılımcıları davet ederler...
Herkes böyle bir icatın gerçekleşmiş olması nedeniyle şaşkın ve meraklıdır...
Dönemin Osmanlı hükümetine de katılımcı için haber
gönderilmiş...
Hükümet icatlara oldukça meraklı olan Ali Rıza Paşayı gönderelim
o meraklıdır demişler...
Ve derhal saraya çağırmışlar...
Kendisine Fransızların buluşundan bahsetmişler ve osmanlı yı temsilen
gitmesini istemişler...
Ali Rıza Paşa bunu biz yapmalıydık demiş içinden hayıflanarak...
Yalnız demişler paşaya davet 2 kişilik yanına 1 kişi daha al onu da sen belirle demişler...
Ali Rıza Paşa biraz düşünmüş ve bir delikanlı var onu götüreyim demiş...
neyse Ali Rıza Paşa ve delikanlı Paris'in yolunu tutmuşlar...
Paris'te otele yerleşmişler...ve buluşun gösterileceği gün kalabalık
Meydan ve pist herkes merakla bekliyor
Derken pilot hazırlıklarını yapıyor...
Üstüne mont giyiyor birde gözlük takıyor...
Uçak havalanıyor...
Parendeler taklalar manevralar müthiş bir gösteri...
Piste iniyor... Alkışlar arasında iniyor uçaktan...
Herkes kıskanç ama şaşkın ....Bir yetkili bir gönüllü istiyor..
Pilotun arkasında ona eşlik edebilecek cesareti olan bizim delikanlı atılıyor...
ben...ben... tamam, deniyor
Delikanlıya gözlük ve mont veriliyor...
Delikanlı montu giyiyor gözlüğü takıyor..
Kalabalıktan sıyrılmak üzere iken ali rıza paşa kolundan tutuyor..
Boşver sen binme bırak başkası binsin diyor...neden diye soruyor delikanlı
Birşey mi hissettiniz.. yok, sen yine debinme evlat diyor...
Derken başkası biniyor uçağa..
Uçak havalanıyor delikanlı öfkeli paşaya ...
Parandeler..manevralar..
Derken uçak alev topuna dönüyor ve piste çakılıyor..2 ölü...
Delikanlı paşaya bakıyor hayretler içinde...
Paşa mağrur ve mutlu bir insanı kurtardığı için...
Ama bir başkası ölmüştü....
Ama kurtardığı bir insan değildi....
Bir ulustu...
Çünkü delikanlı Mustafa Kemal Atatürk'tü....
25 Ağustos 2009 Salı
BÜYÜZ TAARRUZ VE MİRALAY REŞAT BEY
Büyük Taarruz'u başlatan Türk askerleri, tüm tepeleri ele geçirmeye başladı. Çiğiltepelerinde bulunan Yunan askerlerine karşı direnen 57. Tümen Komutanı Miralay Reşat Bey ile Gazi Mustafa Kemal Paşa arasında şu telefon konuşması geçer:
'- Niçin hedefinizi alamadınız?
-Yarım saat sonra bu hedefi alacağım Paşam.
Emrindeki askerlerin Çiğiltepe'yi düşman askerinden alması biraz geciken Miralay Reşat Bey, ''Verdiğim sözü yerine getiremediğim için yaşayamam'' diyerek beylik tabancasıyla intihar etti. Ardından şunları yazdı :''Yarım saat zarfında o mevkiyi almaya size söz verdiğim halde, sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam'' Bu vedanamenin ardından geçen 15 dakika sonra Çiğiltepe düşman askerlerinden kurtarıldı.
21 Eylül 2008 Pazar
YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ
8.8.2002
Efendiler,büyük düşler ardında koşan yapamayacagımız seyleri yapar gibi görünen yalancı insanlardan değiliz...Haddimizi bilelim.Biz yaşamak ve bağımsızlık isteyen bir ulusuz.Ve yalnız ve ancak bunun için yasamımızı harcarız.
YUNAN ESİRLERİNE MUAMELESİ
7.11.1998
Köşkte bir gün, dışardaki amelelerin döv üldüğünü görür.Bunlar,Yunan askerleridir ve ülkelerine dönerlerken Atatürk'ün özel sigaralarından çalmışlardır. Ata, onları huzuruna çağırır.Atatürk,titreyen ve hatta birinin bayıldığı askerlere, kendi sigarasından verir, para verir ve bunların aslında yapılan muamelenin asla özürü olamayacağını söyler ve gönderir.
UNESCO'NUN ATATÜRK TANIMI
Unesco'nun Atatürk'ün 100.doğumyıldönümü kutlamalarında 156 ülkenin imzaladığı karar metninde Atatürk:Uluslararası anla yış ve barış yolunda çaba harcamış üstün bir kişi olağanüstü bir devrimci, sömürg ecilik ve emperyalizme karşı savaşan ilk lider, in san haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, insanlar arasında hiçb ir renk,din,ırk ayrımı göstermeyen eşsiz devlet adamı, TC'nin kurucusu
UÇAĞA BİNMEMESİNİN NEDENİ
11.4.2004
Atatürk, havayollarını çok desteklemesine rağmen kendisi hiç uçağa binmemiştir, bunun sebebi belki de bu olayda gizlidir : 1910 yılında Paris'e gelir, uçuslara yabancı subeyların da katılabıleceğini duyunca hemen gönüllü olur ancak Ali Rıza Paşa bileğini tutar ve vazgeçmesini ister. Binmediği o uçak yere çakılır.
TÜRK KİMLİĞİ
8.11.1924
Atatürk'ün yakın çalışma arkadaşı Recep Peker:"Türkiye vatanında yerliden, göçmenden, hacıdan, hocadan, her sınıf ve tabakadan, adı ve lakabı ne olursa olsun, eşit hak ve saygıya sahip Türk vatandaşlarından meydana gelmiş bir bütün olarak, tek bir Türk varlığı mevcuttur. Başka bir varlık yoktur, tek bir toplumdur. Hepimizin görevi de bunu
söylemek, güçlendirmektir,ayırmak değil"
SİNCANLI ANA
SAYFA 34
Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rasladık. Atatürk attan inerek bu ihiyar kadının yanına sokuldu.
- Merhaba nine Kadın Ata’nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
- Merhaba dedi.
- Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın şöyle bir duralayıp,
- Neden sordun ki, dedi. Buraların sabısı mısın?
Yoksa bekçisi mi?
Paşa gülümsedi.
- Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı.
- Tabii söyleyeceğim, ben Sincan’ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindeyim. Bizim mıhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara’ya geldim.
- Muhtar niçin Ankara’ya gönderdi seni?
- Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da.... Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.
- Senin Gazi Paşa’dan başka bir isteğin var mı?
Kadını birden yüzü sertleşti.
- Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver. Atatürk’ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek,
- Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır...
Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor. Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk’ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk’e uzattı;
- Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.
Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi;
“Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun.”
SANAT MÜZİĞİNİN YASAKLANMASI
01.1996 SAYFA 56
Bedia Akarsu'nun anlattığına göre : "Atatürk alaturkayı dinliyor ve seviyor. Rakı içerken kendisi dinliyor. Diyorlar ki siz halka yasakladınız kendiniz dinliyorsunuz. Tamam demiş önündeki rakıyı işret edere, ben şu zıkkımı da seviyorum halkıma tavsiye mi edeyim.
RUSYA ILE ILISKILER
SAYFA13
Mustafa Kemal, Kurtulus savasi doneminde, yardim alinacak tek ulke Rusya oldugu icin onlardan para, silah ve cephane yardimi almak zorunda kalmistir. Ataturk, dusmanimin dusmani dostumdur politikasi izlemis ve Sovyetlerden yararlanma yolunu tutmustur.
MILLET MECLISININ ICERIGI
Birinci Millet meclisindeki 380 milletvekilinin 61i sarikli hoca 46si buyuk toprak sahibi, 10u asiret reisi 8i tarikat seyhiydi. Boyle bir mecliste erkenden Ataturk amaclarini soyleseydi acaba bu tip insanlarin tepkisi ne olurdu?
19 Eylül 2008 Cuma
KOMUNIZM
SÖMÜRÜLEN ATATÜRKÇÜLÜK_A.ASLAN
SAYFA 12
"Bolsevizim, millet icinde magdur olan bir sinif halki goz onunde bulundurur. Bizim milletimiz ise butunuyle magdur edilmis bir halktir."
Resmi Turkiye Komunist Partisi, Ruslara sirin gorunmek, onlardan yardim almak ve komunist faaliyet ve propogandalari denetim altinda bulundurmak amaciyla, Ataturkun bilgisi altinda kurulmus bir
HARP CİNAYETİ
CUMHURİYET
29.8.2002
Öldüreceğiz diyenlere karşı ölmeyeceğiz diye harbe girebiliriz.Lakin millet hayati tehlikeye düşmedikçe harp bir cinayettir.
HALKÇILIK
"Halkçılık, toplumsal düzenini emeğini, hukukuna dayatmak isteyen toplumsal bir uğraştır."
GEOMETRİ TERİMLERİ
CUMHURİYET
15.7.2003
Bugün kullanılan açı, teğet, enlem, boylam, yatay, dikey gibi kavramları ilk kez türkçeye kazandıran Atatürk'tür.
DINE BAKIS ACISI
SÖMÜRÜLEN ATATÜRKÇÜLÜK_A.ASLAN
SAYFA 38
Kurtulus Savasi sonrasi Mecliste duaeden imama : "burada boyle seylere luzum yoktur. Bunlari camide yapabilirsiniz. Biz savasi dua ile degil mehmetcigin kaniyla kazandik." Rizede medreselerin acilmasini isteyen hocalara "Para istiyorsaniz size millet yetecek kadar verecektir. Acsaniz doyurulacaksiniz. Medreseler bir daha acilmayacaktir, anladiniz mi" diye hiddetle bagirdi.
